1593/1 Sk. No:2 Lider Centrio A Blok Kat:2 Daire:11 Bayraklı - İZMİR
0232 504 00 11
0506 096 81 35
info@izmirdostpsikoloji.com
Aile İçi Şiddetin Nedenleri

Aile İçi Şiddetin Nedenleri

Şiddet; fiziksel, psikolojik, cinsel, sözlü veya sözsüz şekilde baskı ve tehdit oluşturarak kişi veya grupların fiziksel, psikolojik ya da ekonomik olarak zarar görmesine, acı çekmesine neden olmaktır. Şiddet; kişilerin yaralanmasına, duygusal baskı altına alınmasına, zarar görmesine neden olan tutum ve davranışlardır. Şiddetin her türlüsü zararlıdır ve derecesi arttıkça verdiği zarar da artar. Aile içi şiddet, kişilerarası şiddet türünün en temelini oluşturur. Aile içinde bir kişinin fiziksel ya da psikolojik bütünlüğünü zor kullanarak tehlikeye atmayı ifade eder. Toplumumuzda ve dünyada maalesef halen en büyük sorunlardan biri ve pek çok kötülüğün de sebebi aile içi şiddettir.

Şiddet; fiziksel, psikolojik, cinsel, sözlü veya sözsüz şekilde baskı ve tehdit oluşturarak kişi veya grupların fiziksel, psikolojik ya da ekonomik olarak zarar görmesine, acı çekmesine neden olmaktır. Şiddet; kişilerin yaralanmasına, duygusal baskı altına alınmasına, zarar görmesine neden olan tutum ve davranışlardır. Şiddetin her türlüsü zararlıdır ve derecesi arttıkça verdiği zarar da artar. Aile içi şiddet, kişilerarası şiddet türünün en temelini oluşturur. Aile içinde bir kişinin fiziksel ya da psikolojik bütünlüğünü zor kullanarak tehlikeye atmayı ifade eder. Toplumumuzda ve dünyada maalesef halen en büyük sorunlardan biri ve pek çok kötülüğün de sebebi aile içi şiddettir.

Şiddeti önleyebilmek için nedenlerine bakmak ve bu nedenleri ortadan kaldırmak gerekir. İlk ve en önemli nedenlerin başında kişinin çocukluk çağında aile içi şiddete maruz kalması veya tanık olması gelmektedir. Araştırmalar gösteriyor ki şiddet uygulayan kişiler, geçmişte aile bireyleri tarafından şiddet görmüş ya da aile bireylerinden birinin diğerine (örneğin babasının annesine) şiddet uyguladığına tanık olmuş kişilerdir. Hepimiz pek çok davranışımızı ailemizden, çevremizden görerek, öğrenerek ediniriz. Çocuklar ailelerini model/örnek alırlar ve onlardan gördükleri davranışları zihinlerine kaydederek kendi davranışlarını oluştururlar. Bir çocuk ailesi tarafından şiddet görüyorsa bunu normalleştirir ve kendisi de çevresine şiddet uygulamaya başlar. Ayrıca çocuğun şiddet görmesi fiziksel açıdan olduğu kadar psikolojik olarak gelişimini de önemli ölçüde olumsuz etkiler. Şiddet bir çocuğun ruhunda çok derin yaralar açar. Her çocuk bir gün yetişkin olur ve çocukluktan gelen yaralarını ve öğrendiklerini hayatına taşır. Babasının annesine şiddet uyguladığını gören bir çocuğun ileride eşine şiddet uygulama olasılığı yüksektir. Televizyon, internet gibi medya araçlarında şiddet içerikli programların izlenmesi de çocukların bu duruma tanık olmasının başka bir şeklidir. Sosyoekonomik ve sosyokültürel etmenler de aile içi şiddetin bir diğer nedenidir. Ekonomik nedenler ve eğitim seviyesinde düşüklük insanları suça ve şiddete itmektedir. İşsizlik veya iş yaşamındaki başarısızlığını bahane ederek eşine şiddet uygulayanların sayısı fazladır. Bazı araştırmalara göre ise kadının eğitim ya da ekonomik seviyesinin erkekten üstün olması da şiddet uygulayan erkeklerin özgüven eksikliğini, kıskançlığını şiddete başvurarak açığa çıkardığını göstermektedir. Ancak eğitim seviyesi yüksek olan kadınlar bu duruma maruz kaldıklarında sosyal, hukuki ve psikolojik yardım kaynaklarına daha rahat ulaşabilmektedirler. Yaş farkı da aile içi şiddete neden olabilmektedir. Aile bireyleri arasında yaşça büyük olmanın diğer aile üyelerine saygısızlık yapma, haklarını ihlal etme yetkisi verdiğine dair yanlış inançlar; yaşça küçük kişilerin şiddet görmesine sebep olur. Oysaki her yaştan birey saygı ve sevgi görerek insan haklarından yararlanma hakkına sahiptir. Kişilerin aile, arkadaş ve çevresinden uygun sosyal desteği görmemesi de şiddete maruz kalmasının bir diğer nedenidir. Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği de şiddetin en büyük nedenleri arasındadır. İnsan sosyal bir varlık olarak yaşadığı toplumdan etkilenir ve onun bir parçası olduğu için de toplumu etkiler. Pek çok araştırma gösteriyor ki; kadın erkek arasındaki eşitsizliğin fazla olduğu, erkeğin üstün görüldüğü, kadın ve erkek rollerinin katı, zarar verici kurallarla birbirinden ayrıldığı toplumlarda kadınların istismar edilme oranı artmaktadır. Psikolojik faktörler de aile içi şiddete sebep olmaktadır. Saldırgan tavırlar gösteren, öfkesini yönetemeyen ve bu konuda profesyonel destek alması gereken bireylerin gerekli desteği almaması şiddet uygulamaya; özgüven yetersizliği, kaygı bozukluğu gibi konularda destek alması gereken bireylerin de destek almaması şiddete maruz kalmaya neden olabilmektedir. Çiftlerin ilişkilerinde yaşadıkları çatışmalarda etkili sorun çözme becerilerini kullanamamaları da aile içi şiddetin psikolojik etmenleri arasındadır.

Şiddeti önlemek ve şiddetle mücadele edebilmek için nedenlerini ortadan kaldırma konusunda çalışmalıyız. Çocuklarımızı sevgi, saygı ve hoşgörü ortamında yetiştirerek onlara doğru rol modeller/örnekler olmak, eğitimin en önemli gelişim kaynağı olduğu bilinciyle hareket ederek, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırmak, bireylerin ve ailelerin doğru zamanda doğru psikolojik desteği almalarını sağlamak şiddetle mücadelede atabileceğimiz en önemli adımlardandır. Çocuklara, hayvanlara, insanlara şiddetin son bulduğu bir dünya dileğiyle, sevgiler.

 

 

 

Özel İzmir Dost Psikoloji Aile Danışma Merkezi Kurucu Müdürü

Uzm. Psikolojik Danışman Begüm Ayyıldız

28.11.2019